Cuma, Kasım 14, 2008

Terminator : The Servet Cetin Bro-Tickles

Servet kardesimizi tebrik ve takdir ediyorum, elmacik kemiginin kirilmasinin uzerinden henuz 96 saat gecmesine ragmen bir insanin ne denli yurekli olabilecegini birkez daha gozler onune serdi. Kendisine gecmis olsun diyor, mutluluklarinin devamini diliyoruz.

Aciklama:

If a fact or situation tickles you, it amuses you or gives you pleasure.

Dolayisiyle sevgili dostlar, bro-tickles terimini sizlerin begenisine sundum. Manasi da anlayacaginiz uzere Servet kardesimizin, bir diger deyisle Bro'muzun bizi sasirtmasi ve memnun etmesi seklinde yorumlanabilir.

Çarşamba, Kasım 12, 2008

Gecikmeli Galatasaray vs Benfica & Fenerbahce Mac Analizleri


Oncelikle sundan baslamak lazim belki de; 3 gun icinde oynanan bu iki yuksek derecede direnc gerektiren maci ayni insanlar oynadilar. Sonradan girenler farkliydi belki ama iki macin kaderini de etkilemedi bu degisiklikler; ilk macta isler zaten degisiklige gerek dahi kalmayacak derecede iyi gitmisti, ikinci macta ise skibbe'nin mevcut kosullar icinde yapabilecegi ve yaptigi en iyi hamleler birsey degistirmedi.

Benfica macindan baslayalim dilerseniz. Guzel ve hos bir persembe aksaminda toshiba marka projeksiyoncugumuzun isiklarini yansittigi duvarin karsisindaki rahat koltuguma oturdugumda bir an dusundum once, daha gecen seneye kadar 5.75 metrekarelik bir alanda, ahirvari bir hayat yasayan ben simdi 30 metrekarelik odamda sinema izler gibi mac izleyebiliyordum. Bu buyuk nimet icin yuce mevlaya, Cenab-i Hakk'a ne kadar sukretsem acaba diye gecirdim icimden, ve edebildigim kadar etmeliyim dedim kendi kendime. Allah herkese versin boyle imkanlar diyesim geliyor ama zor be arkadasim, hayat zor, devir kotu, insanlar kendi menfaatleri icin neler yapmiyorlar ki. Ancak otesi var bunun arkadasim, hesap kolay olmayacak elbet. Boynuzlu kecinin boynuzsuz keci'ye karsi hesap verecegi o dehsetli gunde bu keyfi yasayanlar yasamayanlara elbet verecek hesabini. Ancak sukrunu edebiliyorsan o baska, insallah etmeye calismaliyiz.

Neyse efendim, bu alakasiz girisin ardindan gelelim maca. Cok guzel bir ortamda izledigim bu mac herseyiyle guzel baslamisti. Henuz ilk dakikada arda'nin mukemmel orta-pas karisimi vurusuna karan dokunabilse gecenin en erken golunu atabilirdik. Diyecegim o ki, galatasaray'in oyundaki istahi ve 'farkli' olani yapma arzusu ust duzeydeydi. Nitekim ayhan'in attigi o pas herseyi acikliyordu. Takimimizda ayhan gibi bir adam o pasi veriyorsa, bu takim kreatif takim arkadasim. Avrupa futbolunda cok fazla kreatif takim kalmadi dostlar, bakmayin oyle tempolu oyuna filan, tempo yapmak baskadir kreatiflik baska. Galatasaray yavas tempo oynadi dikkat ettiyseniz, zaten eger farkli biseyler yapmak isteyen ve yapabilen oyunculardan kurulu bir takimsaniz tempoyu yukseltmenize cok ta gerek yoktur skor uretmek icin. Hos eger hem kreatifseniz hem de yuksek tempoda oynuyorsaniz zaten barcelona oluyor adiniz. Avrupa futboulunda malesef pek fazla kalmadi kreatiflik arkadasim.

Modern futbolda gol atmak icin ya farkli olani yapabilmeli veya hizli olabilmelisiniz. Ornek vermek gerekirse iyi bir galatasaray farkli olani yaparak, yavasta oynasa gol yapabilecek bir takim. Diger taraftan bir Liverpool'a baktigimiz zaman ezberlemis olduklari kanat organizasyonlarini cok hizli bir sekilde gerceklestirerek; topu mac basina ortalama 100 civari ortalayarak gol buluyorlar. Baktiginiz zaman yuksek tempoda oynanan nonkreatif bir oyun da zevk verir dusuk tempoda oynanan kreatif bir oyun da, zaten bu ikisini ayni anda yapabilen bir takim olan Barcelona'nin maclari bu yuzden en izlenesi maclar oluyor. Vel hasil-i kelam, Allah kreatif olanin rizkini er ya da gec verir arkadasim, dolayisiyle benfica macinda oynanan oyun ezelden galatasaray'li olan beni cok mutlu etti.

ufak dipnot: benfica macinda de sanctis'in inanilmaz sekilde cikarttigi top disinda kalemizde cok az pozisyon vermemizin en buyuk sebebinin sahada oyuna hukmeden bir galatasaray'in olmasi oldugunu dusunuyorum. Birtakim spor medyasi benfica'nin cok kotu oynadigindan dem vurdu ancak buna katilmiyorum. Oynatmadik rakibi, elbette onlarda istediler oynamak ama sahadaki kararli durusumuz ve ayhan-servet-arda gibi hirsli oyuncularimiz engelledi bunu. Lincoln bile dipsy'nin tabiriyle makelele kadar caliskandi belki de bu mac.

Gelelim fenerbahce macina. Efendim, bu fenerbahce kelimesini siyah yazmamin sebebi ezeli rakibimizin futbolu katletmesi degil, keza kendilerine haksizlik etmeyecegim, evet mac icinde heyecanla boyle seyler soylemis olabilirim, ama aragones'i tebrik etmek lazim, futbol oyabilme kapasitesi bu kadar dusuk bir kadroyla nasil buyuk mac kazanilacagini gosterdi hepimize. Dilerseniz biraz maci hatirlayalim, lincoln'un attigi erken gol cogu galatasaray taraftarini costurdu belki ancak ben biraz farkli bakiyordum olaya. Nitekim bomonti'de faruk arkadasim ayaga firlayip coskusunu sergilerken ben yalnizca temkinli bir 'hi5' cakmistim sevgili faruk'a. Bu kadar erken gol bulmak bana gore cogu zaman kotu sonuclar dogurabiliyor, ozellikle de fenerbahce gibi siradisi bir taraftar grubu olan bir takimla deplasmanda oynuyorsaniz. Rakip takim taraftarini feci bicimde kiskirtmis oluyorsunuz, daha bismillah demeden atilan bu gol fenerbahce taraftarini felaket derecede tahrik etti.

Acikcasi, pazar gunku fenerbahce taraftari bana gore birtakim alanlarda dunyada bir ilki gerceklestirmis olabilir. Evet kendi takimini cilginlar gibi desteklersin ama top karsi takima gectigi 'an' bu kadar rahatsiz edici bir ses cikartan bir tarafar ben gormemistim. Bir ukrayna-turkiye maci hatirliyorum buna benzer bir havada gecen ancak o kritik maci tumer'in goluyle 1-0 almistik
. Sozun ozu, fener taraftarini ve aragones'i kutluyorum. Fenerbahce takiminin mevcut kosullari ve ozellikle alex'in sakat olmasi aragones'i son yillarin en 'odun' fenerbahce 11'ini sahaya surmek zorunda birakti. Ancak sonuc malesef gene degismedi. Coskulu taraftariyla fenerbahce, bu odun kadrosuyla dahi yenebildi galatasaray'i. YOU ARE VICTORIOUS SEVGILI FENERBAHCE'LILER... Bu yilki savasta futbolu da oldurdunuz ancak yine siz kazandiniz, tebrikler size...

p.s. Yazimin son cumlesi lutfen yanlis anlasilmasin, zaten fenerbahce futbolu oldurmek zorundaydi. Nitekim mevcut kosullar buna zorluyordu, futbol sonuc oyunu.

Salı, Kasım 11, 2008

Stres,Refleks,...,regrets


"Belki de olmak zorunda olduğumuz stresli hayatımız, çok kolay sinirlenmemize ve bize değer veren insanları çok kolay bir şekilde kırabilmemize neden olabilmekte. Sabahın erken saatlerinde çalışma ile başlayan gün, bazen gece 10 a kadar aynı tempoda çoğu zaman istemeyeceğiniz ama yapmak zorunda olacağınız işleri yapmakla geçince, arada boş kalan zamanlarda da dengeli olamıyo insanoğlu. (Aslında genelleme yapmaya gerek yok , benim ruhu haliyetim bu vaziyette ne yazıkki). Stresini, yorgunluğunu ve içinde beslediği teknolojik canavarı istemediği insanların üstüne boşaltırken kişi, 3 dk sonra yaptığı bu davranıştan dolayı üzüleceğinin ve pişman olacağının haberlerini taşıyan sinir nöronlarının beyne ulaşmasını beklemiyor.
Evet bu yüzden özür diliyorum hepinizden.. Ailemden, akrabalarımdan, yakın dostlarımdan, vakit ayıramadığım herkesten.. yaptığım her türlü kötü davranış ve ters verdiğim her türlü cevaptan dolayı. Aslında olmadığım kişinin beni kontrol ederek yaptırdığı her türlü davranıştan ötürü.

Dedim ya stresli idi hayat, evet stresli. geçiş var, proje var, ati var, rapor var, imla kuralı var bunun için uyku yok ama film var. Dengeleri kurmakta zorluk çekiyorum. Normalde sağlıkli bir insanın 8 saatini çalışmaya, 8 saatini uyumaya ve 8 saatini de kendine ayırması gerekirmiş. Bunu uygulamaya Türkiye şartlarında gücü yetecek çok fazla insan var mıdır bilmiyorum ama benim yok. Hayat şartlarına ait kuralları ben koysam yapardım gerçi. Şöyle diyeyim. İsveçte herhangi bir şirkette akşam mesainiz 4 te bitecek bir şekilde çalışarak hayata dair tüm ihtiyaçlarınızı fazlasıyla karşılayacağınız bir yaşam sürdürmek mümkün. Zaten bir insan günde en fazla kaç saat verimli çalışabilir ki.. Ha isteyen varsa, içinden gelen varsa çalışsın.. Fakat 2 saatlik bir işi yarım yamalak bir şekilde 5 saate yayarak yapmak çok çalışmak değildir kanımca. Şimdi, gece 2 de işini bitirmişsen eğer, sabah işe kadar elde bulunduruğun vakit 6 saattir. Kendine ayırman gereken zaman nerede kaldı. Yok öyle birşey. E ne yapcan . Çal uykudan. Uyku, kendini alıştırdığın saat kadarı sana yeten bir olgu mudur acaba? Öğrenecen yavrum öğrenecen.. Deneye deneye öğrenecen.

Vel hasılı kelam.. Bir bütün olarak değerlendirin insanları"

FARUK EMRE SAHIN

Sozum Namusumdur

Cok degerli gonul dostlari, ankara'dan istanbul'a yaklasik olarak 2 saat evvel (20.30 sulari) varmis olmanin vermis oldugu muhtelif duygulari, ve acikcasi biraz da yorgunlugunu yasiyorum. Evet, hayalim daha evvel donmek, benfica ve fenerbahce maclarinin detayli bir analizini yapmakti. Nitekim MK dostuma bu yonde bir 'umut isigi' asilamistim. Ancak geliniz gorunuz ki halim dermanim kalmadi. Incir'e yemin olsun ki bu halet-i ruhiye'm ile saglikli analizler yapmam mumkun degil. Prison Break Season 4 Episode 10 analizimiz ile birlikte birtakim degerlendirmeleri yarin yapacagiz insallah. Hepinizde cok cok mukavemetli olarak birer tane bulunduguna inandigim anlayis 'cati' lariniza siginiyorum. 11 kasim'da boyle bir zirva'yla donmek istemezdik, sozu vermistik. Ancak olmadi arkadasim, bende istemezdim ama olmadi. Ezcumle, yarin sabah'tan itibaren tam gaz devam insallah efenim. Kaliniz mukemmelce.

p.s. Uzun zaman sonra faruk dostumun blog'unda bir yazi gormek, ve hakikaten mukemmel bir yazi gormek beni ziyadesiyle memnun eyledi. Sizinle de paylasmak istedim.

Cuma, Kasım 07, 2008

11 kasim'a dek ara veriyoruz...


Sevgili dostlar blogumuz 11 kasim'a dek birtakim nedenlerden dolayi hizmet veremeyecektir, bu tarihten itibaren kaldigimiz yerden devam edecegiz, prizi sali gunune dek birakiyoruz. Bilgilerinize saygi ve sevgiyle arz ederiz.

Perşembe, Kasım 06, 2008

SL Benfica - Galatasaray AS mac oncesi Analizi


Benfica futbol klubu, son yillardaki en iyi kadrosunu tipki galatasaray gibi bu sene kurdu. Iki takim bana gore cok benzer yapiya sahipler ve guclu/zayif yonleri de hemen hemen ayni. Benfica, maclarini euro 2004 icin insa edilen ve turnuvanin finalinin de oynandigi (bkz. portekiz-yunanistan) Estádio da Luz stadinda oynamaktadir. Stad 65 bin insan kapasiteli olup avrupa'nin en modern ve en iyi ambiyansa sahip stadlarindan birtanesidir. Luz cehennemi olarak ta bilinen bu stad, zaman zaman hakikaten cehenneme donusebilmektedir.(bkz. ustteki fotograf)

Rakibi taniyalim...

Benfica takimini, 2005-2007 yillari arasinda Valencia'yi calistiran Quique Sánchez Flores calistirmaktadir. Flores, kanat varyasyonlarindan hoslanan klasik bir ispanyoldur. Calistirdigi takimlara hizli ve uretken kanat oyunculari tranfer eden ve oyun planini genel anlamda kanatlar uzerine kuran bu sevimli ispanyol, gosterisli kanat oyuncusu Joaquín Sánchez Rodríguez'i Valencia'ya getiren adamdir.

Mevcut Benfica kadrosunda Angel di Maria isimli 88li bir arjantinli kanat oyuncusu bulunmaktadir ki bu oyuncu 2008 olimpiyat oyunlari'nda sampiyon olan arjantin milli takiminda da surekli oynamis ve sampiyonlukta hemen hemen messi kadar basrol oynamistir, genctir, kreatiftir, hizlidir, aman dikkat cocuklar.

Benfica'nin en az Galatasaray kadar kaliteli oyunculardan kurulu bir takim oldugunu dusunuyorum ve ayrica taraftari da epeyce ateslidir. Ofansif orta saha olarak ellerinde bulundurduklari Valencia efsanesi Pablo Aimar halihazirda takimin oyunkurucusudur ve ayhan'in bu oyuncuyu yemesi gerekmektedir, yoksa halimiz vahimdir.

Rakipte dikkat edilmesi gereken adamlara gelelim.

1) Oscar Cardozo: kendisi paraguayli bir forvet oyuncusudur, 1.94 olan bu oyuncu gayet dik durmaktadir ve hakikaten 1.94'tur, hava toplarinda cok cok feci bicimde dominanttir, genc oldugundan dolayi(83'lu) ayni zamanda hareketlidir ve servet'i zor dakikalar beklemektedir. Hava toplarindaki hakimiyeti yetmezmis gibi birde uzaktan feci bicimde sert ve duzgun cakmaktadir, cok iyi marke edilmelidir.

2)David Suzao: Inter'den kiralanan bu honduras'li insan cok hizli olmakla birlikte yakindan bakmadikca cok ta belli olmayan defolara sahip bir ibrahimovic olarak nitelendirilebilir. Cok iyi bir top teknigi bulunan bu insan, agir kalabilen defansimiz icin feci bir handikaptir, aman dikkat.

3)Jose Antonio Reyes: Sene basinda atletico madrid'den kiralanan reyes, arsene wenger'in elinden gecmis bir ispanyoldur, dolayisiyla kumasi cok cok kalitelidir, Flores'in sisteminde onemli bir yere sahiptir. Her an herseyi yapabilecek potansiyelde bir oyuncudur, aman dikkat.

4)Luisao: Servet'in top teknigi olani desem, biraz da hizlisi desem, belki servet kadar yurekli degil ama hakikaten cok iyi bir stoper. Bu adam icinde hafif defolu bir lucio diyebiliriz nitekim isimleri de epeyce benzemektedir.

5)Kostas Katsouranis: Yunan milli takiminin en onemli oyuncusu, 'Greek Gerrard' olarak niteleyebiliriz kendisini, uzaktan oldurucu sutlari vardir zaman zaman, savunma yonu de oldukca iyidir hatta stoper dahi oynayabilecek kapasitededir.

Angel di Maria ve Pablo Aimar'i zaten basta soylemistik, bu 7 adami durdurmamiz lazimdir ancak bu biraz zor olabilir.

Galatasaray'in kewell-arda-lincoln-baros'u varsa ki bugun kewell yok malesef, Benfica'nin reyes-di maria-aimar-cardozo ve hatta birde suazo'su vardir, nuno gomes'i atladim belki ama artik yaslandi ve buyuk tehlike olusturacagini sanmiyorum.

Sonuc olarak, en az bizim kadar kaliteli kadrolari vardir, yenilmemiz cok cok normaldir, hani cok iyi kadro kurduk bu sene diyoruz ya bazen bu benfica kadrosu da en az bizim kadro kadar iyidir.

Kisisel gorusum, galatasaray ve benfica takimlari avrupa'nin o 10-12 'top class' takimlarindan sonra gelen en kaliteli iki takimidir, ayni sene bu kadar iyi transfer yapmis olmalari da biraz tevafuktur, belki de adnan sezgin'in latin versiyonu benfica'nin futbol a.s. sorumlusu olabilir.

Mac herseye ragmen 3 sonuca aciktir gonlum ise elbette kazanmamizdan yanadir. Stad'daki ambiyans cidden superdir, yenilmemiz hatta 2-3 fark yememiz anormal degildir, kimse olasi bir maglubiyette moralini bozmasin. Adnan Polat'in hedefi final ise bu insanlarin da hedefi finaldir, kendimizi buyutmenin bir anlami yoktur. Galatasaray'imiza basarilar diliyoruz.

Fenerbahce Londra'da 'Greece' i oynadi; 'Grace' i buldu



Oncelikle mac oncesi analizlerimde soyledigim laflari erdemli bir sekilde yiyorum, fenerbahce'yi turk futbolu adina kazandigi emek dolu puan icin tebrik ediyorum.

Ancak anlayamadigim sey sevgili aragones'in mac oncesindeki basin toplantisinda soyledigi 'sahaya kazanmak icin cikacagiz' cumlesi. Izledigimiz mac hepimizi 4 bucuk yil oncesine goturdu, fenerbahce otto rehhagel ekolu bir futbol oynuyordu. Ve hepimizin gordugu uzere fenerbahce'nin tek amaci oyunu 0-0 a baglamakti, belki takim kontra ataga cikabilirse bir ihtimal bir gol bulabilmekti, ve eger ugur fenerbahce'nin mactaki tek pozisyonunu gol yapabilse belki de bir mucize gerceklesecekti.

Aslina bakarsaniz fenerbahce'nin 90 dakikayi gol yemeden tamamlayabilmesine sasirdim. Dolayisiyle bu takim alkisi haketti bana gore, balki arsenal cok verimsiz oynadi ve evet belki de fenerbahce cok sansliydi. Ancak Fatih Terim'in "Futbolda sans diye birsey yoktur, everything is something happened" cumlesini de unutmamak lazim. Vel hasil-i kelam, fenerbahceli insanlardan ozur diliyorum, analizim biraz fantastikti zaten ama ben defansif kurgusu bu kadar iyi bir fenerbahce beklemiyordum, londra'dan puan cikarmak kolay bir is degil. Futbolu katletmis olsa dahi ortada alinan bir puan vardir ve fenerbahce bunu basarmistir, kalan maclarda mutluluklar diliyorum.

Çarşamba, Kasım 05, 2008

Good Bye Aragones

Arsenal macina henuz 1 saatten biraz fazla zaman var ancak onsezilerim sevgili aragones'in bu macin ardindan istifa edecegini degil, intihar edecegini soyluyor. 9 golu yemek kolay olmasa gerek basarili gecen bir euro2008'in ardindan. Utanctan yerin dibine girer insan, hos gerci sinan engin gecen sene gobegini sisirip sms atiyordu bilinmeyen bir sahsa 8. gol sonrasi ama her insan evladi bu denli sogukkanli olamayabilir.

Sevgili dede, bu ulkede seni seven cok fazla insan olmadi belki, ama ben sevdim seni. Kelep hocama benzeyen yapin ve kalin karizmatik sesinle, ispanyol olusunla sevdim ben seni. Yolun acik olsun dedem, umarim mutlu olursun kalan yasaminda... Maldonado'yu filan unut artik kabuslarina girmesin geceleri, salla itibari falan birak sen su feneri.

ve insanoglu hologram teknolojisine gecti

video

35 kamera ile gerceklestirilen bu chicago-newyork denemesi gayet basarili oldu. Ve evet artik ahir zamanin dahi ahiri iyice yaklasti, yakinda bunu kotu emelleri icin muhakkak kullanacaktir sevgili insanogullari, hologram bacilari dunyanin bir ucundan bir ucuna para karsiligi isinlandirilacaktir elbet er ya da gec, olusumunda emegi gecenleri tebrik ve takdir ederken haddini astigin yeter daha da asma ey insanoglu diyorum buradan. Umarim insanoglu'nun hayri icin kullanilir bu enfes teknoloji.

Arsenal - Fenerbahce mac oncesi Analizi


Arsenal'in tahmin ettigim 11'ini dizmis bulunmaktayim. Klasik 4-4-2'den sasmayan Arsenal'de beklerin oyuna katkisi epeyce fazladir bununla birlikte orta sahanin ortasinda iki adet gerrard tipi insan, oyunun iki yonunu de hakiki anlamda oynayabilen diaby ve fabregas bulunmaktadir. Silvestre ve Kolo Toure'den olusan stoper mevkii hizli olmakla kalmayip hava hakimiyeti de bulunan tecrubeli bir defans kurgusu saglar, dolayisiyle emirates'te arsenal'in defansif cizgisini kendi yari sahasinin ortalarinda hatta biraz daha onde kuracagini tahmin etmekteyim. Van Persie ve Nasri ise bazen ortaya yakin bazen ise cizgi oyuncusu seklinde oynadiklarindan ve epeyce hareketli olduklarindan fenerbahce'nin kanat oyuncularina zorlu anlar yasatacaklardir. Forvet hatti ise ertem sener'in tebiriyle coluk cocuktan olusmaktadir. Danimarkali Bendtner 88'li, Meksikali Vela ise 89'ludur. Vela'nin oyun tarzi arsenal efsanesi thierry henry'yi andirmaktadir, ancak henry'nin aksine sol ayaklidir ve bu ayagi ile raket gibi plase cakar, cok iyi bir sut teknigi vardir, aman volkan diyelim.

Aragones'ten bekledigim dizilim tam manasi ile budur, goruldugu uzere boral, kazim ve semih forvete dogru gitmektedir ve bence de eldeki malzemeyle yapilabilecek en iyi taktik budur. Buna karsin cok umutlu degilim cunku Arsenal cok baskili ve yuksek tempoda oynayacaktir. Fenerbahce'nin mevcut fizik kapasitesi bu tempoyu kaldiracak duzeyde degildir. Kadrolari kiyasladigimizda malesef ki fenerbahce'nin agir bastigi bir bolge goze carpmamaktadir, umutlu olabilmek icin ortada birsey yoktur. Fenerbahce yenerse bu laflari yerim elbette ancak yinelemekte fayda varki gercekci olmak lazimdir.

Macin gidisati hakkinda yapabilecegim yorum ise sudur, ilk 20 dakikada muhtemelen fener minimum 2 gol yer, sonrasinda biraz hirslanir ve oynamaya cabalar, kazim kendini gostermek icin sacma sapan hareketler yapar keza ugur da buyuk ihtimal cok sacma anlarda meshur top kayiplarindan yapar. Selcuk ve maldonado ise baski yediginde topu taca veya geri atarlar.

Arsenal'in fabregas ve diaby'nin ara paslari ile sonuca gidecegini dusunmekteyim ozellikkle forvet hattinin da genc ve basariya son derece ac olmasi fener icin dezavantajdir. Cok zevkli ve bol gollu, sasirtici bir mac izleyecegimizi dusunmekteyim. 13 gol izlememizi temenni ediyorum.

Son olarak mac skoru tahminim: Arsenal: 9-4 : Fenerbahce

Fenerbahce'nin gollerini kim ve nasil atar derseniz kazim bi tane uzaktan, guiza bi tane karsi karsiya semih bi tane kafa ve bi tane de frikikten gelen topta kendi kalesine kolo toure atar diyorum.

Arsenal ise cogu golu uzaktan cakar, vela show bekliyorum.

UEFA.com editorunden sacma hata


Sevgili uefa.com editoru eren derdiyok isimli turk asilli isvicreli futbolcuyu mansete tasiyacagim derken bi parca icine etti olayin, derkiyok demis sevgili insan, e be adam seni kim editor yapti oraya. Hayir d ile k arasinda da epeyca fark var oyle parmak surcmesi filan da degil. Ne zaman duzeltirsin bu hatayi bilmem ama oraya geldiysen boyle basit hata yapmayacaksin arkadasim. Yazdiysan bi seyi okuyacaksin, kontrol edeceksin. Neyse..

Bu arada nou camp'ta gol atan derdiyok'u fener devre arasinda alabilir hemen aziz yildirim'in kurnazligi sayesinde.

Salı, Kasım 04, 2008

Live 1-1'e sevindi...


Hemen hemen 1 sene once, Liverpool grup 4.macinda Besiktas'a acimamisti. Bu kez oyle bir 4.mac olmadi...

Uzun zamandir bu kadar uzun sure yuksek tempoda gecen bir mac izlememistim. Liverpool, anfield'da hos bir tek top futbolu oynuyordu, tempo yuksekti, paslar isabetliydi ; ancak madrid savunmasi hakikaten harikaydi, ertem sener'in deyimiyle atletico madrid, 'canakkale gecilmez' i oynadi. Attiklari gol'de ise adeta 'first touch' ve 'composure' dersi verdi madrid'in kaptani maxi rodriguez, carragher'i caresiz birakan bu ilk dokunus ve ardindan gelen mukemmel vurus gorulmeye degerdi. Liverpool'un aksine Madrid topu efektif kullanmisti ve ilk ciddi atakta golu yapivermisti. Mac boyu malta-estonya tarzi bir takima karsi oynayan panik icindeki bir turk milli takimi havasinda oynayan ve yuksek tempo yapmasina karsin cok fazla ciddi pozisyon bulamayan liverpool, objektif olmak gerekirse stevie g'nin kotu oyunundan olsa gerek cok fazla etkili olamadi. Ikinci yarinin baslarinda isvecli hakemin liverpool lehine penalti calmasi gereken 100% luk bir pozisyonu atlayip 90+4'te gerrard'in komik ve inandiriciliktan uzak atlamasina penaltiyi calmasi ise sasirtici ve bir o kadar da dramatikti. Sevgili Gerrard yine o bildigimiz gunese bakarmiscasina gozlerini kisarak sergiledigi bakislarla topun basina gectiginde anfield sessizlige burunmustu, stevie klas bir plase ile topu sag kosenin tam orta yuksekligine gonderdiginde ise ortalik bayram yerine donuvermisti.

Sonuc olarak futbolun adaleti yerine gelmisti ancak hakem cok kotuydu, UEFA hakem komitesi tarafindan epey bir muddet dinlendirilecegi kanaatindeyim keza mac boyunca berbat kararlar verdi, ozellikle bir pozisyonda feci bir kic darbesi yiyen gerrard'a faulu calmamasi buyuk kaptan'i cileden cikardi. Son sozu gene gerrard soyledi ve bu ilginc mac torres'in istedigi gibi bitti. Mac boyunca kameralarin tribunde gosterdigi ispanyol, bu macin kesinlikle boyle bitmesini istiyordu. Madrid'in golune tepki vermeyen ancak icinden sevinen torres, gerrard'in golunde ise epeyce costu.

Prison Break Season 4 Episode 09 Analizi



SPOILER & MPOILER ALERT: Eger izlemedi iseniz okumamaniz hos olabilir, yine de siz bilirsiniz.

Oncelikle son derece mukemmel bir bolum izledigimiz kanaatindeyim. Wyatt'in konusmasi saglanarak, dahasi 'they', 'are' , 'all', 'dead', 'it', 'is' ve 'over' kelimelerinin hepsinin doktor sara hanim'in sabirli cabalari sonunda sayin wyatt'in agzindan cikmasi saglanarak yurutulen operasyon dehset sayilabilir.

Bununla beraber Gretchen'in isman dostumun soyledigi sekilde general'e duygusal ve daha cok cinsel anlamda bagimlilik duydugu gercegi su yuzune cikmistir. Anladigimiz kadariylan Gretchen general'e gencligini ve herseyini vermistir, general ise Wheeling Polis Akademisinden(en altta HASIYE ve ustte logosu mevcuttur) duygusuz ve psikopat oldugu icin atilan Gretchen'i 20 yasindan beri belli ki bellemektedir. Son derece sert bakislari ile taninan gretchen'in general'e karsi saf bir koylu kizi gibi bakmasi ve general'in bunu "you are my girl" cumlesi ile kolayca kandirabilmesi hos bir guzelliktir, iliskiyi anlamamizi saglar. Ayrica general'in "covert entrance access" sifresini iki kizinin dogum tarihi olarak birakmasi eylemini bilincli olarak gerceklestirmesi ve esasen gretchen'in geri gelecegini onceden sezmesi de general'in gretchen'i gretchen'dan daha iyi tanidiginin hakkaten de kanitidir.

Theodore yine klasiklesmis profesyonel tavirlariyla takdire sayan isler becermistir, gercekten de bi tanedir.

Dikkatinizi cok cok muhim bir noktaya cekmek istiyorum ki o da sudur: sevgili dostumuz scofield'in, lincoln ve bellick icin su akisini durdurmak amaciyla yakacaklari elektrik devresini algilamada kolaylik saglamasi bakimindan cizdigi krokimsi resmin normal beyaz bir kagida degil de bir kese kagidina cizilmis olmasinin mukemmeligidir. Iste bu da prison break'in guzelligidir, resmin ciziminde kullanilan kalin uclu keceli kalem, kese kagidina normal kagida nazaran elbette ki daha guzel cizmektedir. Ayrica kese kagidi belki de katlanma ve yipranmaya karsi normal kagittan daha dayaniklidir, veya belki de yalnizca cekim kolayligi ve guzelligi acisindan kese kagidi daha makbul bir secenektir, olayin perde arkasini kestirmek guctur. Lincoln'un katlama ozurlu olup olmadigi hakkinda ise bir fikrim yoktur, belli ki katlamak istememistir, oylece cop gibi yuvarlayip cebine sokuvermistir zira kagit karsimiza epeyce cile cekmis vaziyette gorunmektedir.

Asil deginmek istedigim konu ise bolumdeki anrealistik ve fantastik bir olgudur. Sevilen dostumuz Sucre'nin duvarda acilmis olan boru deliginin tam da orta yerine kemerini denk getirip ellerini alt ve ust hizalara yerlestirmek suretiyle olcmesi, dosdogru bicimde karsi tarafa yuruyup iki eli de kemerin alt ve ust seviyelerinde bulunmakta iken bir elini kaldirip tebesir ile bu hizalari birlestiren ve olusum asamasinda olan bu cemberin tam da merkezinden gecen ve kenarlarina ulasan bir cizgi cizebilmesi efsanedir. Bu islem mukemmelce halloldugundan latin insani Sucre'nin cizim yeteneklerini sergileyerek muntazam bir cember cizmesi siradan bir olaydir. Cizimin ardindan kaynak tupunun icindeki materyalin tukenmesi sonrasi iki eski ve biri hasta bulunan dostun cekicle muntazam bir daire deligini tamamen acabilmeleri son derece takdire sayandir. Nitekim kucuk boru, kalifiye bir muhendisin degisik alet-edevat kullanarak yapacagi islemler sonrasi olusabilecek muhtemel hatalardan dahi az hatalar ile, cok az bosluklar kalacak sekilde rayina oturuvermistir.

Sevgili Scofield'in bilmedigi bir bilgi zaten dunyada mevcut degildir, bolumun baslarinda bu buyuk olan ve gordugumuz kadariyla capi yaklasik 3-3.5 metre olan borudan saniyede 30000 galon su gecmektedir, bir galon 3,785 metredir ve bu yaklasik113500 lt su etmektedir, gercekten de hayvanidir, mr. bellick'in olmesi gayet normaldir. (Ek-gereksiz bilgi: Borunun capini 3.25 m olarak kabul edersek borunun enkesit alani 8.3 metrekare etmektedir. 113000 litre esittir 113 metrekup'tur. Yani borudan saniyede 113 metrekup su akmaktadir. Enkesit alanini yaklasik olarak bildigimize gore borudan gecen suyun hizi yaklasik olaraktan 13.61 metre/saniye'dir. Araba hizi ile karsilastirmak suretiyle daha iyi anlayabilmemiz icin km/h'e cevirecek olursak bu deger yaklasik 50 kilometre/saattir. Usain Bolt 100 metre'yi 9.69 saniyede kosarak dunya rekoru kirmistir, bu hiz yaklasik 37 kilometre/saattir. Dolayisiyle bu hiz karsisinda bellick'in dua etmekten baska yapacak bir seyi yoktur.)

Wyatt'in hakettigi bicimde mahone tarafindan ambulans'tan aldigi materyallerle feci otesi iskenceler gorerek olmesi bizleri mutlu etti. Ancak asil mukemmel olan butun bu ajanlarin wyatt, gretchen, mahone vs. turlu turlu iskence metodlarini ustalikla yerine getirmeleridir. Company muhtemelen bunlara hertur iskenceyi ogretmistir hepsi de birer hayvandir, birbirinden merhametsizdir ve kanaatimce hepsi de olmeyi coktan haketmistir, bir bakima wyatt'a da acimamizi saglamalari ise tam bir prison break efsanesidir zira butun suc yine company'nindir. Wyatt'a zorla isler yaptirilmistir ve wyatt masum bir emir kuludur. Bakildiginda 2.sezonda t-bag'in cocuklugunda yasadiklarini gosterdiklerinde t-bag'in de bugunlere gelmesinin kendi sucu olmadigi kanaatine varip uzulmustum acikcasi ve t-bag'i sevmemdeki asil neden budur, kendi sucu olan cok sey yoktur; oyle bir aile'den cikan bir cocuktan normallikler bekleyemezsiniz, esasinda herkesin kotu yola dusmesinde degisik sebepler vardir ve bu dunyada herkes masumdur, tek suclu bu dunyaya fesat getiren company'nindir.

HASIYE: The Wheeling Citizens Police Academy Alumni Association

About WCPAAA

The Wheeling Citizens Police Academy Alumni Association (WCPAAA) consists of graduates of the Wheeling Citizens’ Police Academy… a program which was designed by the Wheeling Police Department to provide Wheeling, Illinois residents, in a classroom setting, with first-hand information about how the police department works. The program increases understanding between citizens and the police through education, acquainting citizens with law enforcement’s role in the criminal justice system, and providing increased understanding of the tasks police officers face in their daily work. With better understanding, it becomes easier for police and citizens to find realistic solutions to neighborhood problems.

Fenerbahce'nin Arsenal'den en az 5 fark yemesi icin 8+1 neden


Oncelikle Vatan gazetesinden Hakan Yasar'in "FB'nin Arsenal'i yenmesi icin 8 neden" isimli makalesini aynen aktaralim:

"Fenerbahce, Arsenal’e Kadıköy’de 5-2 yenildi. Yarın rövanş var... O günden beri takim umutsuz vaka. Hele Eskişehir karşısındaki yerlerde sürünen F.Bahçe’den ışık görmek mümkün değil. Ancak ‘F.Bahçe F.Bahçe’dir...’ Bu söylemle geçen yıl çeyrek final oynadı sarı-lacivertliler.


LONDRA’DA bir diriliş olabilir, güneş açabilir mi? Özellikle Alex yokken umutlar daha da kırık.. Oysa bir de işin Arsenal cephesi var. Çünkü onlar da dökük! Sakatlıklar, ağır mac trafiği, tecrübesizlik, formsuzluk, dirençsizlik Arsene Wenger’i zorluyor. İşin özetinde F.Bahçe’nin beklenmeyen futbol mucizesine imza atması bile Kaf Dağı’nın ardında gözükebilir.

YİNE de olasılık yok değil. O da Arsenal’in içinde bulunduğu durumla ilgili. İşte Fener’in kazanması veya en azından 1 puan alması için 8 kritik neden:

1) ARSENAL DE DERBİ OYNUYOR

ARSENAL, 8 Kasım Cumartesi akşamı Manchester United ile kendi evinde zorlu bir maça çıkacak. Londra ekibi rakibinin 1 puan gerisinde. Wenger ile Ferguson arasındaki rekabette bu maçlar çok önemli. Bu yüzden Arsenal, F.Bahçe’ye karşı düşük vitesle ve kendini hırpalamadan oynayacak.

2) ‘TURU GEÇTİM’ REHAVETİ VAR

İNGİLİZLER 3. maçlar sonunda 7 puanla 2. tur kapısını araladı. F.Bahçe’den sonra D.Kiev ile de Emirates Stadı’nda oynayacaklar. Her şekilde gruptan ’lider çıkarız’ duygusu hakim. Bu psikolojik olarak gevşeme, rehavet yaratabilir.

3) ADEBAYOR VE WALLCOT YOK

WENGER’İN en önemli adamı Adebayor. Barça, Milan istedi vermedi. Togo’lu hızıyla F.Bahçe defansının baş belası olmuştu. Adebayor gibi bir tehlike yok. Yine asi çocuk Walcott da sakat. Sağ kanattaki bu etkili elemansızlık Fener için iyi. Yine sağ bek Sagna da sakat. Yani ne golcüleri, ne sağ kanatları var. Forvette 20’lik Bendtner oynuyor.

4) STOPERLERİ ‘EDU’ GİBİ DÖKÜLÜYOR

İLK maçta F.Bahçe, Silvestre ve Song’a karşı 2 gol atmış, 6 da pozisyona girmişti. Takımın lideri Gallas, 4-4’lük Tottenham maçında hatalar yaptı ve sakatlandı. Yine Kolo Toure sakatlık sonrası çok formsuz döndü. Hatta iki stoper ile takımın kavga haberleri çıktı ingiliz medyasında. Yani Arsenal’in zayıf karnı kim oynarsa oynasın yine defansı olur.

5) KALECİ ALMUNIA CANLI BOMBA

BU sezonki 17 maçın 16’sında oynayan kaleci Almuina, son 2 maçta 6 gol yedi. Özellikle Tottenham maçında 2 topu sektirdi. Yan ortalarda arıza verdi. Bu da F.Bahçe için sevindirici ve umut verici tablo.

6) CITY ÇARPINCA FENA DAĞILDILAR

ŞU günlerde Arsenal çok mutsuz. Premier Lig’in yeni ekiplerinden Hull City’den sonra Stoke City de Arsenal’i aynı skorla 2-1 yendi. İki golü de İrlandalı Delap’ın taç atışlarından yediler. Moralleri çok bozuk. Hatta Arsene Wenger bile kaç gündür takımı toparlayabilmiş değil.

7) 17 MAÇ OYNADI HERKES YORGUN

TAKIMIN temel sıkıntılarından birisi yorgunluk. Arsenal bu sezon 17 resmi maç oynadı. Çok sayıda 1990’lı bebe olmasına rağmen rotasyon yapamadı Wenger.. Üç aydaki bu maç trafiği Arsenal’i yordu. Rosicky, Eduardo gibi isimler sakat olduğu için diğerleri dinlenemedi.

8) KADROLARI ÇOK TECRÜBESİZ AMA

İNGİLİZ medyası son 2 maçtaki 5 puanlık kaybın ardından Arsenal’i toparlayacak bir lider oyuncu olmadığını savunuyor. En büyük handikapları tecrübesizlik.

İŞTE bu 8 nedenden dolayı F.Bahçe’nin Fabregas’ı tutması halinde bir mucize yaratması mümkün olabilir.

TABİİ F.Bahçe F.Bahçe gibi oynarsa!"

Yaziyi fena bulmadigimi soylemeliyim, ama bu yaziya kontra bir yazi yazasim da gelmedi degil sonucta ve basliyorum...

Londra'da dirilis olur mu? Malesef olmaz; Gunes acabilir mi? Malesef acmaz. Iste 8 ktirik sebep:

1) Arsene Wenger

Arsene'i iyi tanirim, ozellikle akil oyunlarinda ustune yoktur. Buyuk maclarin adamidir ama kucuk takimlara kaybetmeye de tahammul edemez. Bu sezon iki adet kucuk takim maglubiyeti aldi Arsenal 2-1 lik skorlarla(Hull City(E) & Stoke City(D)). Ozellikle icerde aldiklari maglubiyet sonrasi cok cok sinirlenmis, "100 mac oynasak 99'unu kazaniriz ama futbol'da bazen boyle seyler olabiliyor" demisti emirates'teki 60 maclik yenilmezlik rekorunu sona erdiren Hull City maci icin. Vel hasil-i kelam, Fenerbahce'ye acimayacaktir arsene ve talebelerine kucuk maclari da onemsemeleri hususunda konusmalar yapacaktir, bir patlama gerceklesebilir.

2) Claudio Andrés del Tránsito Maldonado Rivera

Fenerbahce'nin gecen sezonun devre arasinda Brezilya'nin Santos takimindan transfer ettigi Alex de Souza'nin deyimiyle 'Guney Amerikanin en iyi defansif orta sahasi' ne yazik ki avrupa futboluna uyum saglayamadi. Kendisini haksiz sekilde elestirenlerden degilim, bana gore kalitesiz bir oyuncu degil ancak adapte olamadi malesef, sebebini kimsenin aciklayamayacagi bicimde urkek oynuyor, belli ki hata yapmaktan korkuyor, elestiri almak istemiyor. E be sevgili maldonado'm zaten turk medyasi seni yerin dibine sokmus daha fazla ne kadar elestirebilirler ki biraz cesur oyna, bi topu tut ayaginda bak soyle bi cevrene, basit ama efektif oyna, kimse senden zidane pasi beklemiyor ama her baski yediginde de topu taca atma. Sozun ozu, fenerbahce'de carsamba gecesi guiza'ya ara pas atabilecek orta saha oyuncusu yok. Alex'in sakatliginin ardindan emre'nin de galatasaray maci icin hirs yapmasi ve londra'da kendini riske etmek istememesi - ki emre'den daha iyisini beklerdim, pazar gunu muhtemelen berbat oynayacak en azindan ingiltere'de bi ara pas atsaydin guiza'ya - ara pas atma kapasitesi olmayan bir orta saha'yi emirates cimlerine surmeye mahkum ediyor ara pas ustadi ispanya'nin dede'sini.


3) Aziz Yildirim Mentalitesi

Fenerbahce'ye tarihinde ilk defa sampiyonlar ligi gruplarindan cikma basarisi gosterten, bununla kalmayip eldeki futbolculardan maksimum verim alan ve futbolcu kalitesinden zerre sikayet etmeyen guzel futbol insani zico'nun neden gonderildigini hepimiz biliyoruz. Tabii ki de son haftalardaki galatasaray maglubiyeti ve sampiyonlugun ezeli rakibe kaptirilmasi. Avrupa'da basariymis dunyanin takdirini kazanan bir futbol mentalitesiymis bunlar cok da onemli seyler degil sayin Aziz Yildirim icin. Dolayisiyle Fenerbahce'nin de en az Arsenal kadar 'kasmadan' oynayacagini dusunuyorum carsamba aksami pazar gunku hayati macin bilincinde olaraktan... Birtek guiza cok kosacaktir gene ve emrah bakislariyla takdirini toplayacaktir ingiliz taraftarlarin.

4) Eduardo Luís Abonízio de Souza

Fenerbahce tarihinin belki de en cok kendi kalesine gol atan oyuncusunda belli ki birsey var, bunca gol tesaduf veya salt 'sanssizlik' olamaz, emirates'de bol sans diliyoruz kendisine ama kader bu, gene atacak gibi en az bi tane sanki.

5) Nicklas Bendtner

88 dogumlu 1.91'lik danimarkali, adebayor ve walcott'un yoklugunda muhtemelen robin van persie'nin partnerliginde forvet hattini olusturacak. Verilen sansi cok iyi kullanacagina dair bir his var icimde. Rooney'nin daum donemindeki 6-2'lik macta yaptiginin bir benzerini bekliyorum kendisinden. (bkz. hat-trick hero)

6) Volkan Demirel

Zico yonetimindeki Fenerbahce'nin avrupa maclarinda adeta devlesen, buffonvari performanslar cikartan kaleci aragones'in gelisiyle adeta fevzi'lesti. Hic guven vermiyor, ozellikle uzaktan atilan sutlarda cok zayif oldugunu gozlemlemek mumkun.

7) José Luis Aragonés Suárez

Dede'ye saygimiz vardir ancak belli ki yogun mac temposunu kaldirmiyor bunye. Ilk defa yurtdisina cikmanin verdigi ironik bir 'tecrubesizlik' belki, keza sir ferguson da 69 yasinda ve buz gibi de kaldiriyor bunye, alisma meselesi belki de. Buraya kadar dogru. Ancak "Analizleri ve mac icindeki hamleleri de yeterli duzeyde degil, cagin kulup futbolu gerekliliklerini yerine getirmiyor. " demeyecegim omer urundul veya ridvan dilmen gibi, cunku; suclu aragones degildir, xavi-iniesta-fabregas-xabi alonso-david silva gibi dunyanin belki de en uretken orta sahasini calistirmis bir adamin eline selcuk-maldonado-josico-deniz baris gibi bir orta sahayi verirseniz adama hicbirsey diyemezsiniz. Dolayisiyle bu 6. madde'yi de ben aziz yildirim ve fenerbahce yonetiminin berbat transfer politikasi olarak degistiriyorum. Ama basligi degistirmeyecegim Aragones'in full name'i hos duruyor orda.

8) Daniel González Güiza

Bakislariyla yurekleri dagliyor, cok ta kosuyor ancak hakikaten cok kaciriyor, bildigimizin aksine feci bir bitiricilik sikintisi var.

+1) Ingiltere

Ingiltere'deki atmosfer hakikaten baska. Tamam besiktas abartmisti gecen sene ancak nisan 2007'de roma da 7 yemisti manchester'dan. Dolayisiyle Fener'e suc bulmamak lazim. Belki de iyi kadro kursa da degismeyebilirdi sonuc.

Birtakim insanlar umutlu olabilirler, fenerbahce'nin buyuk bir surpriz gerceklestirebilecegini dusunenler hic te az degil belkide. Ancak gercekci olmakta fayda vardir, bos hayaller kurmayin sevgili insanlar. Mutlu kalin.

Pazartesi, Kasım 03, 2008

Bir gonul insani: Arsene Wenger

video

Londra'da Alex'siz bir Fener...

Fenerbahçe lose Alex for Arsenal trip

Sunday 2 November 2008

Alex is an important component of the Fenerbahçe lineup

Fenerbahçe SK captain Alex will miss his side's trip to Arsenal FC on Wednesday due to a thigh strain.

Hopes dashed
The 31-year-old Brazilian playmaker was forced to leave the pitch three minutes before half-time during Saturday's 2-2 Turkish league draw at Eskişehirspor, having scored both his team's goals. Although early diagnoses were positive about his chances of facing Arsenal, a scan has revealed that Alex had serious inflammation in his right thigh. "We have immediately started his treatment but it is impossible for him to play against Arsenal," said club doctor Piyer Arzuman. Bottom of Group G, a loss in London could end Fenerbahçe's hopes of reaching the knockout phase.


UEFA'nin haberini yorumsuz olarak aktardiktan sonra gelelim yorum kismina. Alex'in olmayisi ilk basta olumsuz olarak gozukebilse dahi sayin Ridvan Dilmen'in ilk macta bahsini ettigi ve "3'u birden oynarsa fener en az 5 yer" dedigi o alex-guiza-semih triosu bu kez olmayacak. Dolayisiyle maldonado-josico-selcuk'tan olusan oyunun iki tafarini da son derece mukemmel bicimde oynayabilen bir ortasaha triosu emirates'ten surpriz bir skorun cikmasina neden olabilir. Sevgili Aragones'in fenerbahce'yi nasil bir kurguyla sahaya surecegini kestirmek guc olmasa dahi kendisine tavsiyem bu 3 orta saha oyuncusunu birlikte sahaya surmesi ve mac boyunca tek gorevlerinin hep beraber fabregas'i siki olarak marke etmek oldugunu anlatmasi. Arsenal'in atabilecegi fark onemli olcude azalacaktir boylece. Fenerbahce icin mevcut kosullarda alinabilecek 3 farkli bir maglubiyetin dahi son derece mutluluk verici bir skor olarak algilanmasi gerektigini dusunuyorum.

UEFA Sampiyonlar Ligi'nde grup 4. maclari yarin basliyor...

4. macgunu'nun programi soyle:

4 kasim 2008 sali

Grup
A Roma-Chelsea & CFR Cluj-Bordeaux
B Anorthosis-Inter & Werder Bremen-Panathinaikos
C S.Lisbon-Shakthar & Barcelona-Basel
D Liverpool-A.Madrid & Marseille-PSV

Fifth of the november, 2thousand&8 wednesday

Grup
E Aab-Villarreal & Celtic-Man. Utd.
F Lyon-S.Bucharesti & Fiorentina-Bayern
G D.Kiev-Porto & Arsenal-Fenerbahce
H BATE-Zenit & Real Madrid-Juventus

PB'sel analiz de olacak...



Ortalama bir Amerikan insaninin genel itibarla dusunmekten pek haz almadigi gercegi goz onunde bulundurulursa dizinin creator'u paul t. scheuring'in tabiriyle "thinking man's show" olan prison break'in sevgili united states'te pek te mukemmel reytinglere sahip olmamasi sasirtici degil elbette. Ancak olan kime oluyor, sevgili prison break'in 4.sezon itibariyle bitecek olmasina uzulen ve dusunmeyi seven genc dunya tabakasi'na. Amerikan insani ise hannah montana'yi, miley cyrus'u izliyor efendim. Vel hasil i kelam, fcuk you;ufck you; kfuc you ve ingiliz literaturunde cok derin anlamlari bulunan o guzel kelimenin de dahil oldugu diger kombinasyonlar you sevgili amerikanin prison break izlemeyip american idol, hannah montana izleyen creative genius insanlari. Bu sozlerim lutfen yanlis anlasilmasin, Dominic'in resimdeki hareketinden bir tane de ben yapmak istedim yalnizca, su bahsettigim tarz amerikan insanina.

Ezcumle
, buradan prison break analizleri de yapabilecegimi anons ediyorum. Dolayisiyle Turkiye takvimiyle dizinin yeni bir bolumunun ciktigi gunlerin, yani salilarin aksamlarinda prison break analizlerimi bekleyiniz dostlar.

P.S. Dominic Purcell'in bu hareketine laf atmayiniz, hepimiz yapabiliriz bazen, ilhan cavcav daha da beterini yapmamis miydi zamaninda, yuz ifadesi de epeyce komikti ayrica. Neyse konudan sapmamak gerek, amerikan'in dusunmeyi sevmeyen veya aslinda belkide dusunemeyen insanlarina birkez daha kapak olsun bu foto.

P.S.2. 'Ezcumle' kelimesini yanlis olarak kullandigimin farkindayim, ancak guzel durdu bence.

Bu blogda 'ekmek' var...

Blog'da yervermeyi dusundugum konulardan bir tanesi de hic suphesiz kainat hakikatleri. Vakit elverdigi olcude yazmaya gayret edecegim hos bilgiler, hadisler, menkibeler de burada olacak. Ekmel'in ekmeginden ayrilmayin. Blog'u favori adreslerinizden biri haline getirebilmek hedeflerim arasinda bulunmamakta diyemem esasen, her ne kadar top priority olmasa da kendisi. Kaliniz dosdogru & mukemmelce.

Mac analizi isteyen ya Ridvan'i izlesin ya da buraya gelsin


Vakit elverdigi olcude burada, bu partikuler blogda Galatasaray'imizin Turkcell Super Lig ve UEFA kupasi maclarinin yanisira Fenerbahce'nin Avrupa maclarinin da detayli mac oncesi ve mac sonrasi analizlerini mac gunlerinde yazmaya calisacagim. Dunyayi kurtarabilecek kapasitede bir bakisi sagda bulunan Arsene'e selam olsun.

Pazar, Kasım 02, 2008

5th of the November yaklasirken...



Sevgili V'ye burdan hormetlerimizi iletirken 5 kasim gecesi V'nin mekani Londra'dan Fener'in nasil bir tabloyla donecegini de merak etmiyor degiliz... Acep V ruhunu yasatmak uzere Emirates'e maskeli gelen Arsenal taraftarlari olur mu diye soruyoruz. Olmali acikcasi, olmazsa yaziklar olsun sana Arsenal insani, nerde V ruhu diyoruz, "Semih & Alex ve Guiza hep birlikte oynarsa bu kez 5+V olmak uzere en az 10 yer sevgili Fenerbahce'miz" ekliyoruz.

IKEA'nın sosisi, sonra çıkar o 'sisi'

Sevgili gönül dostları, buradan sizlere IKEA isimli mağazada sosisli veya halk arasında çoğunlukla harf yutulması sonucu kullanılan şekliyle 'sisli' yememenizi öneriyorum. Bugün itibarıyla şahsım bizzat yemiş bulunuyorum ve hatta yiyeli henüz 1 saati birazcık geçiverdi ve midem hiç te iyi değil. Belki waty'nin dediği gibi psikolojik bir mide ağrısı çekiyorum fakat şu bir gerçek ki o sosis'in muhteviyatında muhakkak plastik var.

Sevgili faruk, gerçekten midem ağrıyor dostum, yoksa antep maçını izlemekten kaçınacak kadar hafif bir galatasaraylı değilim. Ancak şu bir gerçek ki bu mide ağrısına bir de büyük kaptanımız ayhan'ı izlemek eklenirse pek mükemmel hissedemeyebilirdim. IKEA memleketinin oyuncusu Tobias Linderoth'a acil şifalar diliyorum, umarım o iyileşince ayhan'a muhtaç olmayız.

Kolpa'nin Cazibesi vs Kul Hakki & Emege Saygi

Cok fazla emege saygi duyan bir millet degiliz malesef su an itibariyle. Bircok seyin kolpasi ile mutlu olabiliyoruz cogu zaman. Kolumdaki 10 dolarlik rolex'i memnuniyetle tasiyorum misal. Helal ile haramin, kolpa ile hakikatin son derece icice oldugu bu devirde elbette kimse %100 temiz kalamaz ancak bize dusen kapasitemizi zorlamaktir oyle degil mi? Belki hafife aliyoruz bazi seyleri, hatta 'tanidigim herkes'te var bu kolpa filmler, muzikler' vesaire tadinda bahaneler bulabiliyoruz cogu zaman.
Artik 10 gencin en az 7-8'inin kendi capinda var bir film ya da muzik arsivi, az ya da cok sakliyor biryerlerde birseyler. Esasen bende farkli degildim pek, hatta daha dun aksam aldim 1 terabaytlik bir western digital my book. Neydi amacim, elbette arsivlemekti bir takim seyleri degil mi, ancak neden sonra kepekci ve dipsy tarzi arkadaslar geldi aklima. Radikal bir karar aldim ve kolpa'ya son verdim.

Ne koyacaksin o zaman bu 1 terabaytlik kutunun icine ey sapsal diye soracak olursaniz, herseyi dostlar, kolpa olmayan herseyi. Yazilarimi, resimlerimi, orijinal ve bana 'ait' olan herseyi. Blogger'a erisimi engelleyen mahkemelerimiz okumaz umarim bu yaziyi, yoksa belkide hapse gidebilirim oyle degil mi? Burda kolpa'ya son diyorum ama onceden kolpa kullandigimi da alenen haykiriyorum bir bakima. Evet sevgili mahkemeler, bugune dek kullaniyordum, bagislayiniz, ancak artik daha derin dusunebiliyorum, gunluk degil omurluk dusunuyorum, kul hakkidir bu da sonucta degil mi? Ve evet huzurunuzda kolpa'ya son veriyorum. Ne bir dizi ne bir film, artik olmayacak kolpa hicbirsey su hayatimda 10 dolarlik rolex'imden baska. Ama birakin o rolex'imi bana, alamam ben su anki halimle 17bin dolarliklardan. Dolayisiyla sevgili dostlar, neymis; kul hakki varmis, neymis; hesap varmis, neymis; emege saygi varmis.

Hicbirseyi kolpa olarak arsivlemenin helal olmadigi kanaatinde olan bir insan olarak dipsy arkadasimin DWADP kod adli "Dipsy Watch and Delete Policy" sini burada aciklamak istiyorum. Soz konusu politika kolpa olan her materyal icin uygulanabilir duzeydedir. Soz gelimi, bir sarkiyi da bir kez dinledikten sonra silmelisiniz. Bu politika cercevesinde misal ayni materyali birden fazla kez hatta sonsuz kez indirip, kullanip, silip sonra tekrar indirme yoluna gitmek yoktur. O bakimdan bu kolpa olarak indirdiginiz partikuler materyali iyice sindirene dek izleyin, dinleyin ancak isiniz bitince lutfen silin. Eger begendi iseniz, gidin orijinalini temin edin ve oylece arsivleyin.

Icine insanoglu tarafindan bizzat edilmis su dunyada insanoglu husrandadir, insanoglu azmistir, insanoglu haddini fazlasiyla asmistir. Mutlu kalin dostlar, ve suna lutfen inanin, kolpaliktan uzaklastikca icinizde hakikaten derin bir rahatlik hissedeceksiniz...

Neler olacak?

Istikrar'dan yana bir insan olarak bu kez uzun soluklu olmasini istiyorum. Bu bakimdan herturlu gorus, oneri ve elestiriye acigim. Burada gormek istediklerinizi, ele almami istediginiz konulari, pozitif-negatif elestirilerinizi bahaguler@gmail.com adresine iletebilirsiniz. Mutlak mutlulugu yakalayabilmek temennisi ile, hepinize odun atesi'nden henuz cikmis ekmek sicakliginda selamlar...